Kamu İş İlanlarında Copy–Paste Kriterler ve YBS’nin Unutulması Sorunu
Türkiye’de kamu personel alımlarına bakıldığında yıllardır değişmeyen bir tabloyla karşılaşıyoruz:
Copy–paste yapılmış, güncel ihtiyaçlardan kopuk ve bölümleri doğru tanımlamayan ilan kriterleri.
Bu durumun en çok mağdur ettiği bölümlerden biri ise hiç şüphesiz Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS).
Sorunun Temeli: Alışkanlıkla Yazılan İlanlar
Kamu kurumlarında iş ilanları çoğu zaman gerçekten o pozisyonun ihtiyacına göre değil, geçmişte yazılmış metinlerin küçük düzenlemelerle yeniden kullanılmasıyla hazırlanıyor.
Bu yüzden:
-
Yazılım, veri, analiz, süreç yönetimi gibi işler için
sadece Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Elektrik-Elektronik gibi bölümler listeleniyor -
YBS mezunları bilinçli olarak değil, otomatik olarak dışarıda bırakılıyor
-
Kurumun aradığı yetkinlik ile ilana yazılan bölüm listesi örtüşmüyor
Asıl ihtiyaç “işi yapabilecek insan” iken, tercih edilen yöntem “alışılagelmiş bölüm isimleri” oluyor.
Özel Sektör Bu Bariyeri Büyük Ölçüde Aştı
Özel sektörde son yıllarda bu anlayış ciddi biçimde kırıldı.
Artık birçok ilanda açıkça şunları görüyoruz:
-
“YBS mezunu veya ilgili bölümler”
-
“Veri analizi, iş analizi, süreç yönetimi alanlarında deneyimli”
-
“Bölümden çok yetkinlik odaklı”
Çünkü özel sektör şunu fark etti:
Sorunu çözen kişinin diplomasının adı değil, yeteneği önemlidir.
Ne yazık ki kamuda bu dönüşüm henüz yeterince gerçekleşmedi.
YBS Neden Kamuda Görünmez Kalıyor?
YBS’nin kamuda geri planda kalmasının birkaç temel sebebi var:
1. Bölümün Yanlış Tanınması
YBS hâlâ sadece “yarı işletme, yarı bilgisayar” gibi yüzeysel bir tanımla algılanıyor.
Oysa YBS;
-
İş analizi
-
Veri yönetimi
-
Bilgi sistemleri
-
Dijital dönüşüm
-
Süreç iyileştirme
gibi kamunun en çok ihtiyaç duyduğu alanların merkezinde yer alıyor.
2. Karar Vericilerin Teknik Arka Planı
İlanları hazırlayan kişilerin büyük kısmı:
-
YBS müfredatını bilmiyor
-
Bölümün hangi işleri yapabildiğinden haberdar değil
-
“Risk almamak” adına klasik mühendislik bölümlerini yazmayı tercih ediyor
Bu da YBS’nin sistematik olarak dışlanmasına yol açıyor.
3. Mevzuat ve Konfor Alanı
Bir kere yazılmış kriterler yıllarca değiştirilmiyor.
Çünkü değişiklik yapmak:
-
Sorumluluk almak
-
Açıklama yapmak
-
Gerekçe sunmak
gerektiriyor. Bu da kamu bürokrasisinde çoğu zaman tercih edilmiyor.
Peki Bu Durum Nasıl Düzelir?
Bu noktada çözüm tek taraflı değil. Hem bireysel hem kurumsal adımlar gerekiyor.
1. YBS Mezunlarının Daha Fazla Ses Çıkarması
Bu konu yıllardır konuşuluyor ama yeterince yazıya, dilekçeye, resmî başvuruya dönüşmüyor.
-
Kurumlara yazılı başvurular
-
Resmî dilekçeler
-
Kamu Denetçiliği’ne yapılan başvurular
-
Akademik raporlar ve görüş yazıları
Kısa vadede sonuç alınmasa bile kayıt oluşturur. Bu çok kritik.
“Sonuç alamadık” demek, yapılan mücadelenin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Kamuda değişim çoğu zaman gecikmeli olur.
2. YBS Bölümlerinin Daha Aktif Olması
Üniversitelerdeki YBS bölümleri:
-
Mezun profili dokümanları hazırlamalı
-
Kamuya özel “hangi pozisyonlarda çalışabilir?” raporları sunmalı
-
Mezun başarı hikâyelerini görünür kılmalı
Bu yapılmadıkça YBS, karar vericilerin zihninde netleşmez.
3. Yetkinlik Bazlı İlan Modeline Geçilmesi
Asıl çözüm burasıdır.
Kamu ilanlarında şu yaklaşım benimsenmeli:
-
“Şu bölümler mezunu” yerine
-
“Şu yetkinliklere sahip, şu işleri yapabilecek” ifadeleri kullanılmalı
Bu sadece YBS için değil, kamunun verimliliği için de şarttır.
4. Özel Sektör Örneklerinin Referans Alınması
Özel sektörde başarılı olmuş YBS mezunlarının:
-
Hangi rollerde çalıştığı
-
Hangi problemleri çözdüğü
-
Hangi alanlarda fark yarattığı
somut örneklerle anlatılmalı.
Kamu, özel sektörü bu noktada rakip değil referans olarak görmeli.
Sonuç: Asıl Mesele İlan Değil, Zihniyet
Kamu iş ilanlarında YBS’nin unutulmasının temel sebebi teknik değil, zihinsel bir problemdir.
Copy–paste ilanlar, değişime direnç ve bölüm bilgisinin eksikliği bu sorunu besliyor.
Ancak şurası net:
YBS kamunun ihtiyacı olan bir bölümdür.
Bu gerçek bugün kabul edilmese bile, yarın mecburen kabul edilecektir.
Değişim yavaş ilerliyor olabilir ama hiç ilerlemiyor değil.
Bu yüzden mücadele etmek, yazmak, anlatmak ve kayıt altına almak hâlâ çok kıymetli.


